Turkcell Teknoloji Zirvesi 2016 İzlenimleri

Türkiye’de her yıl teknoloji, inovasyon, dijital pazarlama gibi onlarca konuda etkinlikler yapılıyor. Bunlardan birkaçını aksatmadan takip etmeye çalışıyorum. Son 7 yılda 8 defa yapılan, 9 Mart 2016’da Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşen Turkcell Teknoloji Zirvesi 2016, bunların başında geliyor. Bugüne kadar dört defa katıldım, hiç birinde hayal kırıklığı yaşamadım. Milliyet’in haberine göre bu etkinliğe 7 bin kişi katılmış, web sitesinden yapılan canlı yayınları da 376 bin kişi izlemiş. Dile kolay, toplam 50 oturum 106 fikir önderi ve uzmanın sunumu var. Bu konuda Turkcell’i gönülden tebrik ediyorum.

Tüm katılımlarımda olduğu gibi bu yıl da programlarda yazan başlık-içerik-konuşmacıdan beklentilerim aynen karşılandı ve hatta paylaşılan örnekleri hayretle izledim. Organizasyon programında ve konuk konuşmacı seçiminde yıldan yıla hafif dalgalanmalar ve ufak aksaklıklar olsa da, kalite çıtası hep yükseliyor. Bu son zirvede, açılış konuşmaları ve sunumları ve öğleden sonraki Turkcell Akademi oturumuna katılıp notlarımı alıp ayrıldım.

Katıldığım son oturum olan Turkcell Akademi‘den notlarımı şu şekilde özetleyebilirim:

Organizasyon ve Kaos teorileri uzmanı, kendini öğretme ve öğrenme kavramını sorgulamaya adamış bir “daimi öğrenci” olarak tanımlayan Dr. Ecmel Ayral ve Turkcell Akademi Grup Başkanı Banu İşçi Sezen‘in “Bir Dijital Eğitim Macerası: Öğren, Unut, Yeniden Öğren” sunumlarını dikkatle dinleyip özetledim, isteyenler oturumun tamamını buradan izleyebilirler).

Genç bir akademisyen ve bir doktor adayı olarak, öğrenme-öğretme konusu beni her şeyden daha fazla meraklandırıyor ve biraz da endişelendiriyor. Ecmel hoca, öğrendiğini silerek (ya da hafızadan çıkararak) yeniden öğrenme döngüsü yaratmak üzere kurulu Unlearn-X modelini geliştirmiş. Bu model, büyük kitlelere her yerden dijital öğrenme hizmeti sunan Turkcell Akademi’nin online ve hibrit eğitim içeriklerine adapte edilmiş. Kendimce önemli gördüğüm ve başta eğitim olmak üzere tüm sektörlerde kritik önem arz eden noktalar şu şekilde:

  • Dijitalleşme gerçeği; her dijital veri kaynağından gerekli gereksiz bir sürü bilgi ve içerik yağmuru yaşıyoruz. (belki buna çığ da diyebiliriz!).
  • Dijital dünya ya da dünyanın dijitalleşmesi, yaşanan veri akışı inanılmaz bir hız kazandı. Üretilen bilgiye insanlığın yetişmesi, imkansızlaşmaya başladı.
  • Eğitim sistemi, merkez Amerika olmak üzere ciddi bir şekilde tartışılıyor.
  • Bilgi bedavaya yayılıyor San Fransisco’dan.
  • Öğretme metotlarının hepsi birer deneme, tam olarak başarılmış ya da mutlak mutlak doğru eğitim-öğrenme-öğretme metoduna ulaşılmış değil. Yöntem sürekli değişiyor fakat kesin doğru olan bir şey var, o da etkileşim. Aynı anda paylaşmak, eşit olarak bilginin dağıtılması en önemlisi.
  • Veri ve malumat farklı şeyler. Bizim derslerde aktardığımız şeyler, hep malumat; hemen eskiyorlar. Bu bir beceri değil. Bizim ihtiyacımız olan şey, öğrenme yeteneği; İşe yaramayanı at unut, yeniyi ve gerekeni öğren.
  • Davos’ta ele alınan en önemli konulardan biri buydu. Harvard Business School Başkan’ı Drew Faust bilgi için “Dünyanın en güçlü para birimidir ve öyle de kalacaktır” diyor.
  • Akademisyenler öğrenen insanlar değil, bir defa öğrenirler sonra her şeyi bilirler (!). Öğrenci de öğrenmesi gerekenleri “öğrenecek çok fazla şey var” diye görüyor, sürekli serzenişte bulunuyor. (Bu, klasik gözünde büyütme hastalığı mı yoksa öğrencilere gerekli-gereksiz çok fazla içerik dayatılması mı, tartışılır. Öğretmen ve akademisyenler için üstünde düşünülmesi gereken bir konu.)
  • Facebook, sosyal öğrenme konusunda beyin fırtınası yaptırıyor. Turkcell’den Banu hanım geçen hafta orada olduklarını, bu toplantıya dijital öğrenme konusunda dünyanın en iyi şirketlerinden temsilcilerinin davet edildiklerini anlatıyor. Unlearn konusu ağırlıkla konuşuluyor. Facebook gibi bir şirket bunu bize öğretin diyor. (Belli ki Facebook, elinde bulundurduğu milyardan fazla üyeye yeni bir ürün olarak Coursera vb. gibi bir şey sunmak istiyor. Bu vesileyle üyelerin sitede kalma süresini uzatma, ürün hayat eğrisini uzatma adına bu alanda da yer almak istiyordur. Bir de Facebook’ta yer almayanların şikayet ettikleri ve oranın entelektüel seviyesinini çok düşük olduğuna dair eleştirilerine karşı bir hamle de olabilir. İnsanlığın yeni şeyler öğrenmesi, cahillikten kurtulması ve bilmediğinin farkına varması adına önemli bir adım. Tıpkı bir kurumsal sosyal sorumluluk projesi, bir sosyal pazarlama kampanyası.). Banu hanımın ve diğer Turkcell yöneticilerinin bu ve benzer konuları ‘geçen hafta’ vurgusuyla anlatması dikkatimi çekmeye başladı (Bu Facebook konusunda altını çizmek istediğim bir noktadır çünkü daha önce de bir çok oturumda bunu duymuştum. Bu bir Turkcell jargonu da olabilir. Taze ve sektörün kalbinden bilgi verilmesi ve bunun çok kısa bir zaman önce olması, ‘geçen hafta’ sözünün altını dolduruyor. :))
  • Şirketler kendi kendilerine öğrenme konusunda çok iyiler, bilgiye aç bir toplumla karşı karşıyalar.
  • Bizim öğrenme kültürümüzü değiştirmemiz  gerekiyor. Yaratıcı, çekici, cazip eğitim içerik ve formatlarına ihtiyacımız var çünkü karşımızdakiler, muhatap olduğumuz insanlar, zor bir kitle. Burada pazarlama kasımızı güçlendirmemiz gerekiyor.

Bunlar benim ihtiyacım olan, önemli gördüğüm noktaları paylaşan oturum olduğu için diğer B2B ya da iş ortaklarını, paydaşlarını ya da sektörde yer alanları  ilgilendiren diğer tüm oturumlara zaman kısıtımdan dolayı katılamadım, onların video kaydını buradan izleyebilirsiniz.

Teknoloji, inovasyon, girişimcilik, ar-ge konularına sürekli atıf yapan, gündemde bunu tutarak ülkemizi bu alanda konumlandırmak isteyen kamu ve özel sektör temsilcileri için bu etkinlik, çok önemli ve ciddi bir referans noktasıdır.

Turkcell ailesine ve emeği geçenlere teşekkür ediyor, başarıyla bu zirvelerin devamını diliyorum.

Ahmet Koçak

Twitter | LinkedIn

Bu oturuma dair bilimsel toplantı raporu formatındaki yazıyı PDF olarak şuradan indirebilirsiniz.

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın