“Dur kardeşim zaten ortalık karışık, logo mu kaldı tartışılacak…” değil mi?
Yerli Üretim logosu, ülkemizin yaşadığı bu zorlu günlerde ekonomi adına Ticaret Bakanlığınca atılan en önemli adımlardan biri oldu. Fakat, Turyap benzeri bir logo, ekonomiye can yeleği olarak bizlere reva görülmemeliydi. Sunulan çalışma, ciddi bir hayal kırıklığı yaşattı.
Bu konuya dair bir ilgisi ve derdi olmayanlar, logo meselesini ve bunun kamuoyunda bu kadar tartışılmasını, gereksiz ve abartılı buluyor olabilirler. Ben bu konunun, ülke markasının ve dolaylı olarak ekonomimizin zayıf bir kası olduğu kanaatindeyim.

Yalnızca logo ve slogan hazırlamak, bir işi, bir ürünü, bir fikri, bir hareketi pazarlamaya yetmese de, herhangi bir tutundurma çalışmasının mütemmim bir cüzüdür.
Ortadaki işe bakarak, nasıl bir şey olmalıydı, nasıl yapılmalıydı, bunu araştıralım. Batı-Amerika-yurtdışı övücülüğü ve hayranlığı, işin kolayı. Alternatifsiz kuru eleştiri ise daha kolayı. Bize ancak, güzelce, adilane eleştirmek düşer.
Almanya, Britanya, İrlanda, İsviçre, İtalya ve Litvanya ve daha birçok ülkenin halihazırda ve geçmişte yerli üretim ve yerli tüketime dair hazırladığı kampanyalar, websiteleri ve logolar incelenebilir, benchmarking yapılabilirdi, yapılmamış.
‘Yerli üretim, yerli tüketim’ diye kampanya yapan, ulusal ve uluslararası kamuoyuna çağrıda bulunan, ürün ve hizmetlerini bu şekilde ambalajlatan ilk ülke biz değildik ama zarfı hafife alan, yine biz olmuşuz.
Üniversitelerin iletişim, görsel sanatlar, işletme vd. fakültelerinin öğrenci ve öğretim elemanlarından, aşağıda yaptığım bir örnek gibi, kendi yerli üretim logosu ve fikrini üretip göndermesi istenebilirdi, şirket gibi yönetilecek Bakanlıklar 24 saatlik bir konkur açabilirdi, yapılmamış.
Yerli Üretim logosunu, devler ligine girecekmişçesine, diğer ülkelerinkiyle yan yana koyarak, yerel bir emlakçının logosuna benzediğini de unutarak, kıyaslayalım. Aşağıda örneklemime dahil ettiğim, gelişmiş ülkelerin neredeyse tamamında şu anda uygulanan ‘Yerli Üretim’ benzeri kampanyaların logolarının ortak özellikleri, şu şekilde:
- Hepsinde ülke adı yer alıyor. (Bizimkisinde Türkiye yazmıyor.)
- Hepsinde ülkenin bayrağı, tamamen ya da deseniyle mevcut. (Bizimkisinde Türk bayrağı, bir ay-yıldız motifi dahi yok.)
- Hepsinde görsel bir zarafet ve estetik söz konusu. (Bizimkisi Turyap’ın kırmızısı.)
- Hepsi, yerli-yabancı herkese “Al beni” diyor. (Bizimkisi “Elden gel” diyor.)
Vaka ile kavga edilmezmiş. Türkiye’de hemen hemen her konu, her gün, büyük ülkelere öykünerek konuşuluyor. Gelişmiş ülkeler çapında yapılan hamleler, yatırımlar, askeri operasyonlar, atılan büyük diplomatik adımlar vs. yazılıp çiziliyor. Gel gör ki, ekonominin zor zamanında atılan böyle bir adım, paint terk ve emlakçı çakması bir logo ile sakatlanıyor, engelli koşuya maruz bırakılıyor. Estetiğe ve tasarıma o devletlerin verdiği değer verilmiyor. Zarf ve ambalaj, hakir görülüyor.
Neden böyle olduğuna dair bir cevap da çare de yok ortada. Bu yüzden, “Nasıl bir logo olmalıydı?” sorusuna cevap niteliğindeki alternatif tasarımımla eleştirimi tamamlayacağım.
Medeni Kanunumuz misali, İsviçre’nin logosundan aldığım ilhamla, kısa sürede, PowerPoint imkanlarınca, bir yerli üretim logosu tasarladım. Türkiye’de üretilen yabancı markaların ürünlerini de düşünerek ‘Türkiye Üretimi’ ifadesini, şık bir font ve bayrağımızla buluşturdum. Yalnızca ithalat, komisyonculuk ve inşaat yapmayan, çalışan, üreten, üretim çarkını döndüren bir insan ikonu ekleyerek tasarımı tamamladım.
Sözün özü: Vasat tasarım, vasat kalite, vasat iş, vasat duruşla yolumuza devam etmeyelim, derdimiz hep bu olsun. Markalaşmaya dair hiçbir şey, küçük, önemsiz, lüzumsuz, angarya, süs-püs, masraf kapısı, gösteriş olarak görülmemeli artık. Başta söz konusu yerli üretim logosu olmak üzere, Türkiye’ye dair tüm görsel öğeler, kesinlikle daha fazla ilgiyi, önemi ve orijinalliği hak ediyor. Görsel tasarımlarımız bilimsel ve profesyonel bir temele oturtulduğunda, uzun zaman, ışıl ışıl parlar ve muadillerinden kolayca sıyrılacaktır. Kamuoyunu ilgilendiren kreatif işlerde, toplumsal katılımın gücüyle daha güzel sonuçlar alınabilir, fikir verebilecek ve fayda sağlayabilecek tüm kanallar ve kurumlar kullanılabilir, yerli-milli kaynaklar sürece dahil edilebilir.
Türkiyemiz adına gelecekte yapılacak görsel tasarımların daha zarafetle yapılmasını, üzerine daha kaliteli emek harcanmasını diliyorum.
Selamlar.
Ahmet Koçak
