Güler yüzlü olmayan, dükkan açmasın.

Bir finans kurumunda müdürlük yapan bir ahbabımız, işyerimizi ziyarete geldiğinde gülümseme konusunda kısa bir makalesini bizimle paylaşmıştı. Yaklaşık 15 yıldır notlarım arasında duran, ara ara çıkarıp okuduğum bu kısa ve hoş yazıyı okumaktan sizin de keyif alacağınızı düşünüyorum. Haydi gülümseyerek okumaya başlayalım:

***

“Güler yüzlü olmayan, dükkan açmasın” Çin atasözü

Hizmet sektöründe kalite ön plandadır. Kalite tanımı, insanların beklentilerine göre değişkendir. Kimilerine göre beklentilerine uyum iken, kimilerine göre de bir işi ilk seferinde doğru yapmaktır. Bu tanımları şüphesiz arttırmak mümkündür, ama bütün bu tanımların yanında olması gereken bir şey daha var; o da gülümsemektir.

Gülümseyin, gülümsemek bulaşıcıdır.

Candan bir tebessüm uzun yıllar sürecek bir dostluğun anahtarıdır. Bir gülümseme bize sizi seviyoruz, bizim için kıymetlisiniz, sizi görmekle bahtiyarım der, bütün bunları size söyleyen bir insanı siz olsanız sevmez misiniz? Ona değer vermez misiniz?

İnsanların hal ve hareketleri (vücut dili) onların kelimelerinden daha yüksek bir sesle konuşur, kelimelerinin dilini sevmediğimiz nice insanlara hallerini güzelliğiyle bağlanırız.

Gülümseme, karabulutların arasından güneşin çıkması gibi içimizi ısıtır, etrafımıza ışık ve neşe saçar.

Tolstoy “Güzel bir gülüş, karanlık bir eve giren güneş ışığına benzer” demiştir.

Candan bir gülümsemenin insanlara hiçbir maliyeti yoktur. Bu kadar ucuz bir sermaye ile elde edeceğimiz kazançlar ise çok büyük olabilir, hayatımızı değiştirebilir.

Hatırlarsınız ülkemizde bir parti lideri uzun bir süre gülümseme dersleri almıştı.

Bir işletme sahibi işe alacağı kişilerde gülümsemeyi bilen bir lise mezununu, asık suratlı bir üniversite mezununa tercih ederim demişti.

Her nerede olursanız olun, hangi işi yapıyorsanız, gülümseyin ve öyle samimi ve sıcak olun ki her sıktığınız ele ruhunuzu da katın.

İslam dini, insanlara güler yüzle davranmayı teşvik eder, müslümanın müslümana gülümsemesini sadaka hükmünde görür.

Unutmayın; yeni insanlarla tanışırken ilk 30 saniyedeki izlenimimiz ne ise bir ömür boyu öyle kalır. Kısacık bir ana sığan candan bir gülümseme, bir hafızada daimi yaşar.

Sırıtmaktan bahsetmiyorum, içten gelemeyen bir gülümsemenin hiç kimseye bir faydası yoktur.

İçimizden hiç kimse gülümsemenin getireceği faydaları reddedecek kadar zengin değidir. Hiç kimse de gülümsediği için fakir değildir.

Size gülümsemeyene siz gülümsemeyi eksik etmeyin, çünkü gülümsemeye en çok onların ihtiyacı vardır.

Unutmayınız; her taze gün yeni bir başlangıçtır.

Gülümseyiniz; yalnız fotoğraf çektirirken değil, fotoğraf çekerken de gülümseyiniz. Hatta bu yazıyı okurken bile gülümseyiniz.

Yazar: Mustafa Fırat

Yazar: Dr. Ahmet Koçak

Pazarlama Akademisyeni

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın