Zenginlik isteyen ne yapmalı?

Hiç kimse paranın bozacağı insan değildir teoride ama paranın bozduğu insanlar hep vardır.

İşi bilen birinden akıl fikir alırsın, nasibin varsa kazanırsın ama paranın seni bozup bozmayacağını kimselere soramazsın.

Sahip olmak ya da olamamak, idaresi, harcaması, sarf ederkenki insanın hal ve tavrını değiştirmesi, hepsi birer muammadır.

Bazısı zengin olabilmek için her türlü doğru-yanlış yolu dener.

Mesela, sağlığından vazgeçip gece-gündüz çalışır, kumar oynar, hırsızlık yapar, kul hakkı yer, müşteriyi aldatır, mirasa konar, hile yapar ama yine de zengin olamaz.

Kendi bileğinin hakkıyla da, hileyle de çok kısırdır nasibi.

Çünkü biliriz ki, parayı dilediğine, ilmi dileyene verirmiş Allah…

Bazılarının da hiç böyle dertleri yoktur, Yeşilçam filmlerindeki o zengin fabrikatör çocukları mesela.

Para ‘zaten’ vardır ve onu harcamak gerekir. Servet onlar için hazır bir dağdır ve harcandıkça bitmez.

Açıkta bırakılmış şekere üşüşen sinekler gibi paranın kokusuna gelebilecek insan/arkadaş çevresi de cabası.

Paranın bozmayacağı insan, güçlü bir akıl, karakter ve kişilik ister.

Bu da kimine genlerden gelir, kimine görgüden.

Bu yüzden para ve zenginlik, kişilik üzerine etkisi kontrol altına alınması zor ve garantisi olmayan bir durumdur.

Tabii, doğru tasarruf edebileceğimiz ve taşıdığı mali riskleri de kısmen minimize edebileceğimiz bir tarafı da vardır paranın.

Elde tutmak, akıllıca değerlendirmek, yerinde kullanmak ve yatırım yapmak, kişinin kendi elindedir.

Kredi, borç, taksit, zarar içine batmamak için alışverişlerinde “Buna ihtiyacım var mı?” diye düşünmek de kişinin kendi inisiyatifindedir.

Reklamlarda, vitrinde, katalogda ya da email bültenlerinde gördüğü her ürünü satın almaya kalk(ma)mak yine kendi elindedir.

Alışverişlerinde kendi ihtiyacını sorgulayıp boş yere pazarlamacıları, satışçıları veya reklamcıları suçlamamak da.

Elbette, insan bunun için daha fazla prensibe, tavsiyeye ve tecrübeye ihtiyaç duyar.

İnsanın diğer canlılardan en büyük farkı, istek, ihtiyaç ve arzularının sonsuz ve sınırsız olması ama aynı zamanda ömrünün ve dünyadaki kaynakların/varlıkların da sınırlı olmasıdır.

Rasyonel hareket eden insanlar, tüm bu kısıtlar çerçevesinde zengin ya da belli ölçülerde varlıklı olmayı, zengince yaşamayı ister.

Bir Çin atasözü de bunu tasdik eder ve “Zengin yaşamak, zengin ölmekten iyidir” der. Bizim atalarımız da onlar gibi “Kefenin cebi yok” demişler.

Birkaç yıl önce Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği, zenginliğin sırrına dair tespit ve tavsiye niteliğinde bir açıklama yapmıştı.

Bu haberden günlük hayatımızı ilgilendiren birkaç noktayı biz sade vatandaşlar için alıntılamak istiyorum:

  • Zenginlik büyük ikramiyeyle, mirasla ya da riskli yatırımla gelmez.
  • Nakit de harcasanız kredi kartıyla da harcasanız 1 TL her zaman 1 TL’dir.
  • Kredi kartı borçlanmak için değil, ödeme aracı olarak kullanılmalı.
  • Borçlanarak bir şey almak istiyorsanız bunun yolu kredi kartınız değildir.
  • Gelirin duacısı küçük zevkler, kurallarla kontrol altında tutulmalı.
  • Hiç para kaybetme ihtimali olmadan yarın zengin olma düşüncesi yatırım değil hayaldir.
  • Uzun dönemde ve düzenli olarak tasarruf etmek, iradeli olmayı gerektirir.
  • Kredi kartıyla alışveriş yaptığınızda, parayı cüzdanınızdan çıkardığınız duruma göre daha fazla harcama yapmamalı.
  • Finansal başarının sırrı, harcama yaptıktan sonra kalanı tasarruf etmek değil, birikime ayırdığınız miktardan arta kalanı harcamaktır.

Bu tavsiyeleri ülke genelinde tüm hane halklarına ulaştırmalı, altına da “Okudum, anladım.” diye imza bile alınmalı.

Bunları sürekli akılda tutulması gereken basit ama çok önemli tavsiyeler olarak görüyorum.

Hatta o kadar önemli ki, okulların müfredatlarına “Cüzdan Yönetimi ve Alışveriş Kültürü” diye bu minvalde bir ders bile konulabilir.

Öyle ya, insan 7’de gördüğünü 70’e kadar unutmazmış.

Yeni nesile “Zenginlik isteyen önce kanaat etmeli, yetinmeyi bilmeli” diyerek, açgözlü olmadan akıllıca kazanmayı, harcamayı ve paylaşmayı  öğretmeliyiz.

***

Bu yazıyı faydalı bulduysanız, sevdiklerinizle paylaşabilirsiniz.

Yazar: Dr. Ahmet Koçak

Pazarlama Akademisyeni

Yorumlar

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın